Bugün: 25.10.2014 Son Güncelleme: 03.02.2012 16:57
 


Diger Bölümler :

 

Lüzumlu Bilgiler :

 

Bugünkü
Gazetede Ara:



YENİ AÇILAN TESİSLER

SİDE PRENSES RESORT HOTEL & SPA


Detay İçin Tıklayınız.

 

 

 

 

 

 


Yazara Mesaj
Yazıyı Gönder

KIRMIZI ELMANIN PEŞİNDE: YEŞİLBURÇ


Ersoy Soydan

Bu hafta Niğde’nin Yeşilburç köyüne gidiyoruz. Eski bir Rum köyü olan Yeşilburç, günümüzde Niğde'nin bir mahallesi. Mübadele yıllarında Yunanistan Krifçe köyünden yola çıkanlar kırmızı elmanın peşine düşmüş ve kendilerine gösterilen bir çok yeri beğenmeyip, araya taraya Yeşilburç’u bulmuşlar. Niğde’nin burnunun dibindeki Yeşilburç hem tarihi dokusu hem de doğasıyla görülmeye değer bir yer.

GELENLER, GİDENLER
Eski bir Rum köyü olan Yeşilburç (Teney) köyünde mübadeleden önce ana dili Türkçe olan 320 Rum aile yaşıyormuş. Teney, Niğde civarındaki Rum köylerinin en zengin olanıymış. Teneyliler gurbette çalışıp kazandıkları paralarla köylerine büyük konaklar inşa etmişler. Mübadele zamanı Korfu adasına yerleştirilen Teney Rumları sık sık köylerini ziyarete geliyormuş. Köyün meydanına konulan Türkçe-Yunanca ve İngilizce bir tabelada Yeşilburç’un ve mübadelenin öyküsü anlatılıyor.
Yeşilburç’a giden Rumların yerine Selanik’e 175 km uzaklıktaki Grebene kazası Krifçe (Kivotos) köyünde yaşayanlar yerleştirilmiş. Krifçe, mübadeleden önce 600 hanelik bir köymüş. Krifçeliler gittiğiniz yerde size her şey verilecek denince yanlarına doğru dürüst bir eşya bile almadan yola çıkmışlar. 1924 yılında  Selanik limanından Gülcemal vapuruna bindirilmişler. 300 hane Krifçeli ilk olarak İzmir’e varmış, oradan Isparta’ya gitmişler. Ancak kendilerine gösterilen yerleri beğenmemiş, kırmızı elma nerede yetişiyorsa biz orada yaşamak istiyoruz demişler. 1924 kışını Isparta’da geçirdikten sonra 1925 yaz aylarında Niğde’nin Uluağaç ve Taşlıca köylerine gönderilmişler, ancak burayı da beğenmemişler. Yetkililer, size de yer beğendiremiyoruz diye kızmışlar, ileride Teney köyü var gidin bakın hem orada kırmızı elma da var demişler. Mübadiller, o zamanlar bomboş olan kırmızı elmalarla dolu bu köyü beğenmişler Uluağaç köyüne yerleşenlerin büyük çoğunluğu Yeşilburç köyüne, bir bölümü Bursa Başköy’e yerleşmiş. Bir bölümü de Uluağaç köyünde kalmış.
Bir Yunan kaynağında Krifçe’den gelen Yeşilburçluların Grebena bölgesinde yaşayan 12000 nüfuslu Müslüman Valaah topluluğuna ait oldukları anlatılıyor. Valaahların neredeyse tümü mübadeleyle Türkiye’ye gönderilmiş. Şimdi büyük bir bölümü Yeşilburç’ta, kalanları ise Bursa Başköy, İzmir ve Isparta’ya dağılmış olarak yaşıyor. Bursa Başköy’de yaşayanlarında anadili Rumca. Türkiye’de anadili Rumca olan başka Müslüman topluluklarda yaşıyor. Türkiye’nin çeşitli kentlerine dağılmış Giritliler ve Of-Çaykara civarında yaşayan bir grup Rumcanın farklı lehçelerini konuşmayı sürdürüyor.
Teney Rumlarının anadili Türkçe iken gelenlerin anadili Rumcaydı, bu da mübadelenin nasıl bir şey olduğunu anlatmaya yeter sanırım. Yeşilburçlular konuştukları dile Rumeyka diyorlar. Yeşilburç’ta konuşulan dil çağdaş Yunancadan bir hayli farklı, zira yaklaşık 100 yıldır yenilenmemiş ve bir çok Türkçe sözcüğün karıştığı bir lehçeye dönüşmüş. Birinci kuşak mübadillerin sayısı bir elin parmakları kadar artık, şimdi köyde yaşayanların çoğu üçüncü ve dördüncü kuşak mübadiller. Günlük yaşamlarında yaşlılar Rumcayı, gençler ise Türkçe’yi kullanıyor. Zaten gençlerin çoğu büyük kentlere göç etmiş, bu yüzden yaklaşık 600 kişinin yaşadığı köydeki okulda 12 öğrenci eğitim görüyormuş.

CİDDİ BİR TURİZM POTANSİYELİ
Yeşilburç geçtiğimiz yüzyılın başındaki tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyor, köyde biri cami olarak kullanılan iki kilise bulunuyor. Büyük kilise vadiye bakan dik bir uçurumun kenarında inşa edilmiş. Mübadeleden sonra camiye çevrilen yapının üstü yağlıboyayla kapatılmış yazıtında 1807 yılında inşa edildiği anlatılıyor. Batı cephesindeki giriş kapısı uçuruma bakıyor, buradaki sundurma örülerek kapatılmış, camiye çevrildikten sonra doğu cephesine de bir kapı açılmış. Kilisenin iki katlı çan kulesi de duruyor. 1992 yılında güya koruma altına alınan cami bakımsızlıktan dökülüyor.
Kilisenin ilerisinde Rumlardan kalma bir hamam var. Hamam artık kullanılmıyor, içi de yıkıntıya dönmüş. Oysa onarılsa rahatlıkla kullanılabilir, Yeşilburç'ta bu hamam gibi onarım bekleyen çok sayıda tarihi yapı var. Hamamın yakınlarında da bir başka terk edilmiş kilisenin kalıntısı var. 1885 yılında inşa edilmiş bu kilisenin Karamanlıca yazıtında şöyle yazıyor:  “İş bu pareklision (kilise) Aya Teodoros namına Ioannis Sarrafoğlu hayreti (hayratı) olarak bina olunmuştur.”
Yeşilburç’ta Rumlardan kalma konaklar, kiliseler ve hamam gibi tarihi yapıların yanında Kayardı Bağlarının devamı olan Yeşilburç Vadisi de önemli bir turizm potansiyeli barındırıyor. Vadi ağıl olarak kullanılan mağaraları, bağları ve gürül gürül akan deresiyle cennetten bir köşe adeta. Bir zamanlar vadide yedi su değirmeni varmış, hepsi kullanım dışı kalmış. Köyün yakınlarındaki Gebere Barajı yaz aylarında bağlara hayat veriyor.
Yeşilburç halkı geçimini büyük ölçüde meyvecilikten kazanıyor. Kırmızı elmanın peşine düşerek yerleştikleri Yeşilburç’ta hala geleneksel yöntemlerle elma yetiştiriyorlar. Meraklısı için söyleyeyim, bir elmanın Niğde elması olup, olmadığı anlamak çok kolay. Elmayı kestiğinizde çekirdeği yıldız şeklinde ise Niğde elması olduğu anlaşılıyor.
Oysa turizmde önemli bir gelir getirebilir. Yeşilburç’un zengin kültürel dokusu ve doğası turizmcilerin ilgisini bekliyor, burası rahatlıkla Niğde’nin cazibe merkezi olabilir. Vadi içinde yürüyüş yolları yapılabilir, Rumlardan kalma yaklaşık 100 taş evden en azından birkaç tanesi onarılıp, butik otel yada pansiyon olarak kullanılabilir, hatta kilim dokuma tezgahları canlandırılıp üretim yapılabilir. 

İTHYU NİRO PHİNUMİ ANGATHYA TROMİ (*)
Yeşilburçlu mübadiller yalnızca dillerini değil, gelenek ve göreneklerini de yaşatıyorlar. 1890’lı yılların sonunda Krifçe’de başlatılan Helva günü bu geleneklerden biri. (Bu gelenek Krifçelilerin yaşadığı Bursa Başköy’de de sürdürülüyor) Mart ayının son Cuma günü bütün köy halkının katılımıyla pişirilen helva hastalıklardan ve kötülüklerden korunmak amacıyla yeniyor.
Mübadillerin Krifçe’den Yeşilburç’a getirdikleri Rumca türküler ve ninniler birkaç yıl önce Nesibe Özgül Özbilen tarafından notaya alınmış. Onlarca Yeşilburç türküsü de notaya alınmayı bekliyor.

NASIL GİDİLİR?
Niğde; İstanbul’a 795 km Ankara’ya 346 km uzaklıkta. Türkiye’nin bir çok kentinden Niğde’ye otobüs seferleri yapılıyor. Yeşilburç köyü ise Niğde’ye 5 km uzaklıkta. Kent merkezinden Yeşilburç’a sürekli minibüsler çalışıyor.

KAYNAKÇA
Lütfi Kuzucu, Krifçe’den Yeşilburç’a Mübadil Yaşamlar, Lozan Mübadilleri Vakfı Yayını, İstanbul, 1.Basım, Mart 2008.

(*) Aynı suyu içiyoruz, diken yiyoruz. (Yeşilburç atasözü)

 


Önceki Yazıları :
İKİ KITANIN KİLİDİ: ÇANAKKALE / 20.04.2009
SON TRAK: VİZE / 06.04.2009
UYGARLIKLAR KAVŞAĞI: YAZILIKAYA / 23.03.2009
SULAR KENTİ: BARTIN / 02.03.2009
ÇEŞM-İ CİHAN (*): AMASRA / 15.12.2008
KARDEŞÇE, ÖZGÜRCE: YEŞİLCE / 01.12.2008