Bugün: 19.12.2014 Son Güncelleme: 03.02.2012 16:57
 


Diger Bölümler :

 

Lüzumlu Bilgiler :

 

Bugünkü
Gazetede Ara:



YENİ AÇILAN TESİSLER

SİDE PRENSES RESORT HOTEL & SPA


Detay İçin Tıklayınız.

 

 

 

 

 

 


Yazara Mesaj
Yazıyı Gönder

DOLAR 2002'DE 1.41 YTL İDİ, 2005'TE 1.35 YTL (!)

 

Doların fiyatı dün 1.354 YTL (1.354.000 TL) idi. Bundan 4 yıl önce 1.412 YTL'ye satılıyordu.


Dört yılda her şeyin fiyatı yurtiçinde (ve hatta yurtdışında) arttı da, doların fiyatı nasıl artmadı? Tam tersine dolar ucuzladı.


Türkiye'de dolar fiyatı ile enflasyon ilişkisini izleyebilmek için 1999 yılından bu yana her yıl mayıs ayındaki dolar fiyatı ile enflasyon göstergesi alarak TÜFE endeksini (Tüketici Fiyatları Endeks sayılarını) alt alta dizdim.


2001 yılı mayıs ayında dolar 1.156.530 TL. 2002 Mayıs ayında 1.412.893 TL, 2003'te 1.434.663 TL, 2004'te 1.485.338 TL, 2005 Mayıs ayında ise 1.365.600 TL oldu.
2004 yılı mayıs ayında doların fiyatı 2002 yılındaki dolar fiyatının gerisinde.
Buna karşılık TÜFE (enflasyon göstergesi olan devletin yayımladığı endeks sayısı) 2001 yılı mayıs ayında 9.913 oldu.


Rakamların kafa karıştırmasını önlemek için farklı yılları esas alarak dolar ve enflasyonun değişimini (100.0) esası ile izlenir hale getirdim.

 

1999 yılı mayıs ayında dolar fiyatı 100, enflasyonu 100 esası ile, 2005 yılı mayıs ayında dolar 337, enflasyon 577 olmuş.

 

2000 yılı mayıs ayında dolar fiyatı 100, enflasyon 100 esas ile 2005 yılında dolar fiyatı 222, enflasyon 344 olmuş.

 

2001 yılı mayıs ayında dolar fiyatı 100, enflasyon 100 esası ile 2005 yılında dolar fiyatı 118, enflasyon 226 olmuş.

 

2002 yılı mayıs ayında dolar fiyatı 100, enflasyon 100 esası ile 2005 yılında dolar fiyatı 96'ya inmiş, enflasyon 154'e çıkmış.

Hâlâ değer kazanıyor


N'oldu da böyle oldu? Koskoca AB ülkeleri bile euronun değerini koruyamaz iken, euro dolar karşısında erirken, nasıl oluyor da Türk lirası değer kazanıyor?
Bir ülkenin parasının değer kazanabilmesini bırakınız, değerini koruyabilmesi için, (1) Bütçesinin açık vermemesi, (2) Döviz açığının bulunmaması, (3) Enflasyon derdinin olmaması lazım.


Halbuki bizim (1) Bütçemiz açık veriyor, (2) Döviz açığımız yılda 15-20 milyar dolar gibi büyük boyuta ulaştı, (3) Yıllık fiyat artışlarını aşağıya çektik ama geçmişin yükü sırtımızda. 2002 yılı mayıs ayından bu yana fiyatlar yüzde 54 oranında arttı. (Aynı dönemde Türk lirası değer kazandı. Dolar ucuzladı). Enflasyonu kontrol altına aldık ama bu yıl fiyatlar gene de yüzde 10 dolayında artacak. (4) Bütün bunlara ek olarak bizim bir de borç sorunumuz var. İç borç stoku devamlı büyüyor. Borcu döndürmekte zorlanıyoruz.


Bütün bu olumsuz tabloya rağmen Türk lirası değerleniyor. Dolar fiyatının artması bir yana, dolar ucuzluyor. Bu nasıl böyle oluyor? Bu böyle geldi, böyle gider mi?


Ben felaket tellallığı yapmak için değil neyin ne olduğunu anlatmak için yazıyorum.

Döviz girişi devam ediyor


Ekonomide arz/talep kanunu denilen bir kanun vardır. Bir malın fiyatının sabit kalması için piyasaya talep kadar mal çıkması gerekir. Basitleştirerek anlatayım: İnsanların 10 ayakkabıya ihtiyacı var. Piyasada 10 ayakkabı var ise fiyatlar değişmez. Piyasadaki ayakkabı sayısı 10'dan 12'ye çıkar ise ayakkabı fiyatı ucuzlar. Çünkü talep 10, arz ise 12'dir. Tersi olur ayakkabıcılar piyasaya 8 ayakkabı çıkarır, insanlar 10 ayakkabı talep eder ise ayakkabı fiyatı artar.


Ama yerli ayakkabı üreticisi 8 ayakkabı piyasaya sürerken, yurtdışından da 5 ayakkabı ithal ederler ve böylece piyasaya 13 ayakkabı çıkar ise ve de insanların ihtiyacı 10 ayakkabı ise ayakkabı fiyatları artmaz. Hatta ucuzlar. Bizim döviz üretimimiz (ithalattan, turizmden, taşımadan, müteahhitlerden gelen döviz) talebi karşılamıyor. İnsanlarımızın döviz talebi, kendi döviz üretimimizden 15-20 milyar dolar fazla. Bu 15-20 milyar yurtdışından gelecek ki, insanlarımızın döviz talebi karşılansın.


Döviz fiyatı artmasın. Hatta ucuzlasın. İyi de yurtdışından bu ülkeye neden döviz geliyor? Türkiye dünyanın "İsviçre"si oldu da herkes buraya parasını mı gönderiyor?

Reel faiz dövizi çekiyor


Hayır... Tek bir nedenle döviz girişi devam ediyor. Ve böylece döviz talebi karşılandığı için dolar fiyatı artmıyor. Bu 'neden', yüksek reel faizdir. Merkez Bankası'nın gecelik faizi ve buna dayalı olarak Hazine'nin bono faizi çok yüksek idi. Aşağı çekilmesine rağmen gene de yüksek.


Bu yüksek faiz, döviz sorununu "halının altına süpürüyor."


Bu yüksek faiz politikasının mimarı, savunucusu Merkez Bankası tek bir hedefe odaklanmış durumda: "Kemikleşen enflasyonu aşağıya çekmek". Kemikleşen enflasyon aşağıya çekildi, çekiliyor ama, öte yanda bu amaçla ödenen yüksek faizin faturası (1) İç borç stokunun büyümesine, kaynakların faize gitmesine, gelir ve servet dağılımının bozulmasına neden oluyor. (2) Döviz açığı ödenemez boyuta ulaşıyor. (3) Ucuz döviz nedeniyle yatırım ve üretim yapısı bozuluyor. İşsizlik artıyor. Ucuz işçiliğe dayalı bir ihracat düzeni oluşuyor.
Bütün bunları bilelim de, hesabımızı ona göre yapalım. Bu yazının sonunda benden "Dolar fiyatı yıl sonunda ne olur?" diye falcılık yapmamı beklemeyiniz. Bu yazıyı okuyarak kendi tahmininizi kendiniz yapınız.
guras@milliyet.com.tr

 


Önceki Yazıları :
TURİZMDE "UCUZCU"LUK BAŞA BELA / 08.12.2011
'Urkey' ile 'Türkiye' tanıtılamaz / 13.01.2007
TURİZMDE 'UCUZCU' DURUMDAYIZ / 12.08.2005
ZENGİNİN VERGİSİNE İNDİRİM VAR / 22.12.2004